Yeniyurt Hukuk ve DanışmanlıkHemen Ara
Malatya Avukat

Malatya’da Deprem Sonrası İnşaatların Komşu Binalara Zarar Vermesi

Malatya’da deprem sonrası inşaat zararları, komşuluk hukuku, delil tespiti ve tazminat süreci.

Malatya’da Deprem Sonrası İnşaatların Komşu Binalara Zarar Vermesi: Hukuki Süreç, İspat ve Tazminat (Komşuluk Hukuku)

Malatya’da 6 Şubat 2023 depremleri sonrasında hızlanan yıkım, enkaz kaldırma, güçlendirme ve yeniden yapım faaliyetleri; birçok bölgede yoğun kazı-hafriyat, iksa (fore kazık, ankraj), temel ve ağır iş makinesi trafiği doğurmuştur. Bu süreçte komşu parsellerdeki mevcut binalarda çatlak, oturma, taşıyıcı sistemde hasar, ayrılma, su yalıtımı bozulması ve zemin etkileri gibi zararlar gündeme gelebilmektedir. Uygulamada bu uyuşmazlıkların en karakteristik yönü şudur: Zararın kaynağı bir “inşaat faaliyeti” olduğunda, sorumluluk çoğu zaman klasik kusur tartışmasının ötesine geçer ve komşuluk hukuku temelli, kusur aranmayan (kusursuz sorumluluğa yaklaşan) bir sorumluluk rejimi içinde değerlendirilir. YENİYURT HUKUK & DANIŞMANLIK olarak bu alandaki yaklaşımımız, zararı yalnız “çatlak var” düzeyinde bırakmadan, illiyet bağını ve zarar kalemlerini teknik raporlarla somutlaştırıp doğru hukuki yola oturtmak; hem zararın durdurulması (tedbir) hem de tazminatın tahsili bakımından etkin bir süreç yönetmektir.

Hukuki Dayanak: Komşuluk Hukuku ve Taşınmaz Malikinin Sorumluluğu

Komşu taşınmazda yürütülen kazı ve inşaat faaliyetleri nedeniyle zarar doğduğunda, çoğu dosyada temel dayanak Türk Medeni Kanunu’nun komşuluk hukuku hükümleridir. Bu çerçevede taşınmaz malikinin mülkiyet hakkını kullanırken komşuyu olumsuz etkileyecek taşkınlıktan kaçınması ve zarar doğuran kullanımın sonuçlarını gidermesi beklenir. Ayrıca zarar, haksız fiil hükümleri kapsamında da ileri sürülebilir; ancak inşaat kaynaklı komşu zararlarında uygulamada belirleyici olan, komşuluk hukuku temelli sorumluluktur.

Türk Medeni Kanunu m.730 – Taşınmaz malikinin sorumluluğu

Madde 730- Bir taşınmaz malikinin mülkiyet hakkını bu hakkın yasal kısıtlamalarına aykırı kullanması sonucunda zarar gören veya zarar tehlikesi ile karşılaşan kimse, durumun eski hâline getirilmesini, tehlikenin ve uğradığı zararın giderilmesini dava edebilir.

https://www.mevzuat.gov.tr/File/GeneratePdf?mevzuatNo=4721&mevzuatTur=1&mevzuatTertip=5

Türk Medeni Kanunu m.737 – Kullanma biçimi (komşuyu olumsuz etkileyecek taşkınlıktan kaçınma)

Madde 737- Herkes, taşınmaz mülkiyetinden doğan yetkileri kullanırken ve özellikle işletme faaliyetini sürdürürken, komşularını olumsuz şekilde etkileyecek taşkınlıktan kaçınmakla yükümlüdür. (...) komşular arasında hoş görülebilecek dereceyi aşan (...) gürültü veya sarsıntı yaparak rahatsızlık vermek yasaktır.

https://www.mevzuat.gov.tr/File/GeneratePdf?mevzuatNo=4721&mevzuatTur=1&mevzuatTertip=5

Bu çerçeve, deprem sonrası yeniden yapım faaliyetlerinde çok kritik bir sonuca yol açar: İnşaatı yapan taraf “gerekli tüm teknik önlemleri aldığını” ileri sürse dahi, komşu taşınmazda zarar doğmuşsa, çoğu kez tartışma kusurdan önce “inşaat faaliyeti ile zarar arasında uygun illiyet bağı var mı?” noktasında düğümlenir. İlliyet bağı kurulursa, tazminat ve/veya eski hale getirme talepleri güçlenir.

Bu Tür Davalarda Esas Mesele: İlliyet Bağı ve Zararın Teknik Olarak Tespiti

Deprem sonrası inşaat kaynaklı komşu zararlarında yargısal pratik, iki temel adım üzerinden ilerler. Birinci adım, inşaat faaliyeti ile komşu binadaki hasar arasında illiyet bağının kurulmasıdır. İkinci adım ise zarar miktarının (onarım bedeli, güçlendirme bedeli, değer kaybı, kullanım kaybı gibi) bilirkişi incelemesi ile belirlenmesidir. Burada dikkat edilmesi gereken temel prensip, tazminatın hiçbir zaman zararı aşamayacağı; ancak zarar görenin zararın artmasına katkısı varsa (müterafik kusur), tazminattan indirim gündeme gelebileceğidir.

Bu yaklaşımın Yargıtay kararlarına yansıyan özeti, komşuluk hukuku davalarında kusurun aranmadığı; esas şartın illiyet bağı olduğu; ardından zararın bilirkişiyle belirlenmesi gerektiğidir.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, 2022/4584 E., 2022/7694 K. (12.10.2022)

“Bir kimsenin kendi taşınmazında yaptığı hafriyat veya inşaat nedeniyle komşusunun taşınmazına bir zarar vermiş veya onu zarara maruz bırakmışsa, bu zararın hoşgörü sınırlarını aşıp aşmadığını aramaya gerek yoktur. Komşuluk hukukundan kaynaklanan ... tazminat davalarında davalının kusurlu olması aranmaz ... Yeter ki, davalının eylemi ile davacının zararı arasında illiyet bağı bulunsun ... Komşuluk hukukundan kaynaklanan tazminat davalarında ... zararın miktarının bilirkişi aracılığı ile tespit edilmesi, tazminatın bu zarara göre tayin ve takdir edilmesi gerekir. Hemen belirtmek gerekir ki, tazminat miktarı hiçbir zaman zararı aşamaz.”

KaynakMetin İçerisinde Göster

Tam metin için buraya tıklayın .

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, 2022/4584 E., 2022/7694 K.

Bu karar, Malatya’daki deprem sonrası yoğun kazı-hafriyat ve iksa faaliyetlerinin komşu yapılara zarar verdiği iddialarında “davacı neyi ispatlamalı?” sorusuna net bir çerçeve sunar: Davalı tarafın kusurlu olup olmadığı tartışması ikinci plandadır; belirleyici olan illiyet bağı ve zararın teknik tespitidir.

Deprem Bölgesine Özgü Kritik Zorluk: Hasarın Depremden mi İnşaattan mı Kaynaklandığı Tartışması

Malatya’da deprem sonrası bu dosyaların en zor tarafı, hasarın bir bölümünün deprem nedeniyle zaten mevcut olabileceği; bir bölümünün ise sonradan yapılan kazı/iksa/şantiye titreşimiyle artmış olabileceği ihtimalidir. Bu durumda mahkeme, deprem etkisi ile inşaat etkisini ayırmaya çalışır; binanın yaşı, zeminin jeolojik özellikleri ve hasarın niteliği gibi teknik parametreler öne çıkar. Özellikle bina yıkılmışsa veya fiilî tespit imkânı zorlaşmışsa, bilirkişi raporlarının gerekçeli, denetime elverişli olması daha da hayati hale gelir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararlarında da bu noktaya vurgu yapılmakta; illiyet bağının ve inşaat faaliyetinin hasara etkisinin somut olarak belirlenmesi gerektiği ifade edilmektedir.

T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi, 2024/1682 E., 2025/101 K. (05.02.2025)

“... hasara uğrayan bina maliklerine karşı, davacının sorumluluğu komşuluk hukukuna dayanmaktadır ... Kusursuz sorumluluk hallerinden olan komşuluk hukukundan kaynaklanan sorumluluk türünde öncelikle illiyet bağının tespit edilmesi zorunludur ... kazı çalışmalarının, binalarda gerçekleşen hasarlarda etken olduğu anlaşılmakla birlikte sebebiyet verdiği hasarın niteliği ve derecesini tam olarak tespite elverişli bir rapor ise düzenlenmemiştir.”

KaynakMetin İçerisinde Göster

Tam metin için buraya tıklayın .

T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi, 2024/1682 E., 2025/101 K.

Bu karar, deprem bölgesi dosyalarında sık karşılaşılan “rapor var ama yeterince açıklayıcı değil” probleminin, hükmün bozulmasına/ kaldırılmasına yol açabilecek kadar kritik olduğunu gösterir. Dolayısıyla Malatya’da bu tür uyuşmazlıklarda iyi bir dosya yönetimi, bilirkişiden hangi sorulara yanıt isteneceğinin doğru kurgulanmasını ve raporların denetlenebilirliğinin sağlanmasını gerektirir.

Kim(ler)e Karşı Dava Açılır? Malik, Yüklenici, Müteahhit ve Diğer Sorumlular

Deprem sonrası yeniden yapım faaliyetlerinde çoğu zaman birden çok aktör sahadadır: arsa/taşınmaz maliki, yüklenici (müteahhit), alt yükleniciler, şantiye şefi, iksa ve kazı firmaları ve zaman zaman proje/denetim aktörleri. Komşuluk hukuku bakımından uygulamada sıklıkla tartışılan nokta, taşınmaz malikinin sorumluluğunun da gündeme gelebilmesidir. Bu, zarar gören açısından tahsil kabiliyetini artıran bir noktadır; çünkü yalnız “kazıyı yapan taşeron” değil, taşınmaz üzerindeki faaliyetlerden menfaat sağlayan ve yönetim yetkisi bulunan kişiler de sorumluluk zincirine girebilir.

Birinci derece mahkeme uygulamalarında da taşınmaz malikinin sorumluluğunun objektif özen yükümlülüğüne dayalı, ağırlaştırılmış bir kusursuz sorumluluk hali olduğu ve malik ile yüklenicinin birlikte sorumlu tutulabildiği görülmektedir.

T.C. İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2021/112 E., 2024/774 K. (06.11.2024)

“... yapı yaparken komşu taşınmazlara ... zarar vermekten kaçınmak zorunda olduklarını, taşınmaz malikinin gerek Türk Medeni Kanunu gerekse Türk Borçlar Kanunundan kaynaklanan sorumluluğu ... ağırlaştırılmış bir kusursuz sorumluluk hali olduğunu ve taşınmaz maliki meydana gelen zarardan yüklenici ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu olacağını ...”

KaynakMetin İçerisinde Göster

Tam metin için buraya tıklayın .

T.C. İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2021/112 E., 2024/774 K.

Bu kararın Malatya’daki deprem sonrası uygulamayla bağlantısı açıktır: İnşaatı fiilen yüklenici yapıyor olsa bile, komşu zararlarında zarar görenin muhatap havuzu genişleyebilir. Bu da dava stratejisinin, yalnız “şantiyedeki firma” değil, taşınmaz malikini de kapsayacak şekilde tasarlanmasına yol açabilir.

Hangi Talepler İleri Sürülür? Durdurma, Eski Hale Getirme ve Tazminat

Komşu inşaatın zarara yol açtığı senaryolarda talepler tek tip değildir. Uygulamada üç ana talep bir arada veya ayrı ayrı gündeme gelir. Birincisi, devam eden bir kazı/şantiye faaliyeti varsa zararın artmasını önlemek için inşaatın belirli kısmının durdurulması veya teknik önlemlerin alınması yönünde tedbir talepleridir. İkincisi, mümkünse zararın giderilmesi ve eski hale getirme (onarım, güçlendirme gibi) talepleridir. Üçüncüsü ise zararın parasal tazminidir. Burada mahkeme, zarar kalemlerini bilirkişi raporlarıyla belirler; ancak tazminat hiçbir zaman zararı aşamaz ve zarar görenin kendi kusuru (örneğin binanın ruhsatsız/projesiz olması, deprem yönetmeliğine aykırılık, bakım eksikliği) zararın artmasına etkiliyse tazminatta indirim gündeme gelebilir.

Yargıtay uygulaması da, komşuluk hukuku davalarında önce zarar miktarının bilirkişiyle tespit edilmesi; tazminatın zarar miktarını aşmaması ve müterafik kusur varsa hakkaniyet indirimi yapılması gerektiğini vurgular.

Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, 2013/13248 E., 2014/1713 K. (10.02.2014)

“Komşuluk hukukundan kaynaklanan tazminat davalarında öncelikle davacının uğramış olduğu zararın miktarının bilirkişi aracılığı ile tespit edilmesi, tazminatın bu zarara göre tayin ve takdir edilmesi gerekir. Hemen belirtmek gerekir ki, tazminat miktarı hiçbir zaman zararı aşamaz. Ancak, davacının zararın artmasında kusuru varsa, tazminat miktarı ... hakkaniyete göre indirilmeli veya tamamen ortadan kaldırılmalıdır.”

KaynakMetin İçerisinde Göster

Tam metin için buraya tıklayın .

Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, 2013/13248 E., 2014/1713 K.

Bu kararın Malatya’daki deprem sonrası inşaat zararlarına etkisi, “deprem hasarı + yeni inşaat etkisi” ayrımının yapıldığı dosyalarda daha da belirgindir. Zira mahkeme, zararın tamamını otomatik olarak komşu inşaata yüklemeyebilir; deprem etkisi, binanın yaşı ve teknik özellikleri gibi unsurların hasara katkısı oranında tazminatı sınırlayabilir.

Delil ve Süreç Yönetimi: Deprem Sonrası Dosyalarda “Hız” Neden Önemli?

Bu dosyalarda en kritik pratik gerçek şudur: Zarar çoğu zaman büyüyerek ilerler ve zaman geçtikçe hasarın “hangi aşamada oluştuğu” tartışmalı hale gelir. Bu nedenle erken aşamada delil tespiti (mahkeme kanalıyla keşif/bilirkişi) yapılması, fotoğraf-video kayıtları ve şantiye faaliyetlerinin tarihsel kaydı gibi unsurlar ileride illiyet bağının ispatında belirleyici olabilir. Ayrıca bina boşaltıldıysa, güçlendirme yapıldıysa veya bina yıkıldıysa; daha sonra fiilî tespit yapılamaması nedeniyle dosya tamamen rapor ve belgeler üzerinden yürümek zorunda kalabilir. Bölge Adliye Mahkemesi kararında “binalar yıkılmış olduğundan fiili tespit yapılamadığı” vurgusunun yer alması, bu riskin somut yansımasıdır.

Bu nedenle YENİYURT HUKUK & DANIŞMANLIK açısından bu tür dosyalar yalnız “tazminat davası” değil; aynı zamanda baştan kurgulanması gereken bir “kanıt ve süreç yönetimi” çalışmasıdır. Hangi tarihte hangi çatlak oluştuğu, şantiye hangi günlerde hangi işi yaptığı, iksa imalatının nasıl yürütüldüğü, zemindeki oturma verileri ve benzeri teknik parametreler ne kadar erken kayıt altına alınırsa, uyuşmazlık o kadar yönetilebilir hale gelir.

YENİYURT HUKUK & DANIŞMANLIK Yaklaşımı: Kurumsal ve Sonuç Odaklı Süreç

Deprem sonrası inşaat zararlarında hedef, yalnız “zarar var” demek değil; zararı durdurmak, doğru sorumluları belirlemek ve tazminatı tahsil edilebilir hale getirmektir. Bu nedenle dosyalarda önce komşu inşaatın niteliği, malik-yüklenici ilişkisi ve şantiye organizasyonu belirlenir; ardından mevcut hasarın niteliği teknik olarak sınıflandırılır. İlliyet bağını güçlendirecek şekilde erken aşamada delil tespiti ve bilirkişi incelemesi planlanır. Sürecin devamında, zararın giderim yöntemi (onarım mı, güçlendirme mi, değer kaybı mı) somut olaya göre seçilir ve dava dilekçesi, mahkemenin denetleyebileceği açıklıkta bir talep kurgusuyla hazırlanır. Deprem etkisi, binanın yaşı ve yapısal durumu gibi konular da karşı tarafın tipik savunma alanı olduğundan, dosya bu karşı argümanları en baştan göğüsleyecek şekilde planlanır.

Malatya’da deprem sonrası yeniden yapım faaliyetleri nedeniyle komşu binalarda zarar oluştuğu iddiaları, çoğunlukla komşuluk hukuku kapsamında değerlendirilir. Bu tür dosyalarda kusur tartışması çoğu kez ikinci plandadır; belirleyici olan inşaat faaliyeti ile zarar arasındaki illiyet bağının kurulması ve zararın teknik olarak doğru tespit edilmesidir. Sürecin başarısı, erken delil tespiti, doğru taraf seçimi (malik-yüklenici dâhil) ve bilirkişi raporlarının denetlenebilirliğine bağlıdır. Deprem koşulları, hasarın depremden mi inşaattan mı kaynaklandığı tartışmasını büyüttüğünden, dosyayı baştan itibaren disiplinli bir belge ve teknik veri setiyle yürütmek kritik önem taşır.

Meta Açıklama (150–160 karakter)

Malatya’da deprem sonrası inşaatların komşu binalara verdiği zararlar nasıl tazmin edilir? İlliyet bağı, delil tespiti ve dava süreci rehberi.

Anahtar Kelimeler

Malatya inşaat zararı tazminat, deprem sonrası kazı hafriyat komşu bina hasarı, komşuluk hukuku tazminat davası, iksa fore kazık zararı, delil tespiti inşaat kaynaklı hasar, komşu taşınmaz zarar, TMK 730 737, bina çatlağı tazminat, inşaat faaliyetinden doğan zarar, müteahhit malik sorumluluğu

Kaynaklar

Mevzuat:

Türk Medeni Kanunu (TMK) m.730, m.737: https://www.mevzuat.gov.tr/File/GeneratePdf?mevzuatNo=4721&mevzuatTur=1&mevzuatTertip=5

Türk Borçlar Kanunu (TBK) m.49: https://www.mevzuat.gov.tr/File/GeneratePdf?mevzuatNo=6098&mevzuatTur=1&mevzuatTertip=5

İmar Kanunu m.34 (şantiye sırasında komşuya zarar verilmemesi ve tedbir): https://www.mevzuat.gov.tr/File/GeneratePdf?mevzuatNo=3194&mevzuatTur=1&mevzuatTertip=5

Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) m.288-290 (keşif usulü): https://www.mevzuat.gov.tr/File/GeneratePdf?mevzuatNo=6100&mevzuatTur=1&mevzuatTertip=5

İçtihat:

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, 2022/4584 E., 2022/7694 K.

Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, 2013/13248 E., 2014/1713 K.

T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi, 2024/1682 E., 2025/101 K.

T.C. İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2021/112 E., 2024/774 K.

© 2026 Yeniyurt Hukuk & Danışmanlık. Tüm hakları saklıdır.